İklim krizi nedeniyle sular altında kalacak iki şehrimiz


Bilim insanları gelecekteki iklim değişikliği senaryolarına göre, risk altındaki 19 Avrupa kıyı şehrinin deniz seviyesi değişimlerini ve bunun maliyetlerini inceledi.

19 şehrin Bilim insanları gelecekteki iklim değişikliği senaryolarına göre, risk altındaki 19 Avrupa kıyı şehrinin deniz seviyesi değişimlerini ve bunun maliyetlerini inceledi.deniz seviyesi değişimlerini 2030, 2050 ve 2100 yılları için tahmin ettiler

Avrupa’nın kıyı bölgelerinin bu yüzyılda küresel ısınmadan dolayı zarar göreceğini belirten bilim insanları, benzer sorunların dünyanın geri kalanını da etkileyeceğini söyledi.

2030’da iklim değişikliği kayıplarının 19 büyük Avrupa kentinde 1.2 milyar dolarlık bir harcamayla sonuçlanabileceğini gösteren araştırmaya göre, 2100 yılına kadar bu maliyet 40 milyar dolara çıkabilir.

Dünyada her 10 kişiden biri kıyı bölgelerinde yaşıyor

2030 yılına kadar, küresel ısınmaya bağlı olarak deniz seviyesinin yükselmesi, Hollanda'nın Rotterdam şehrine yılda 240 milyon dolara mal olabilir. Rotterdam, 2100 yılına kadar kayıpları için yılda 5.5 milyar dolar harcıyabilir - ancak İstanbul, kıyı iklimi hasarına karşılık 10 milyar dolar ödeyebilir.

Deniz seviyesinden en fazla 10 metre yukarıda olan kıyı bölgeleri, gezegenin toprak yüzeyinin yalnızca yüzde bir buçuğudur. Ancak 7 milyar insanın yaşadığı gezegenimizde, bu sahil bölgeleri her 10 kişiden birine ev sahipliği yapıyor.

Beş milyondan fazla nüfusa sahip olan bütün mega şehirlerin üçte ikisi bu kıyı bölgelerinde bulunuyor ve hızla büyüyorlar: Son 40 yılda, fırtına ve sel felaketleri riski altındaki nüfus %95 oranında arttı.
İklim krizi nedeniyle sular altında kalacak iki şehrimiz

Atmosferdeki yüksek sera gazı seviyelerine tepki olarak, küresel sıcaklık arttıkça, fosil yakıtların yanmasıyla yönlendirilir ve böylece okyanus seviyeleri de artar. Denizler, yalnızca karadan buzulların erimesi ile değil, aynı zamanda termal genişleme ile de yükseliyor.

Ancak yağışlı fırtınaların, sellerin, kasırgaların ve fırtınaların sıklığı ve yoğunluğunun, ortalama küresel sıcaklıklar ile birlikte artacağı tahmin edilmektedir. Dolayısıyla, dünyanın büyük limanları ve kıyı kentleri sadece aşırı olaylardan kaynaklanan kayıplara karşı değil, aynı zamanda dalgalarla sürekli olarak artan yıpranmaya adapte olacaklar.

İstanbul, Barselona, Londra gibi 19 büyük Avrupa kentini modellediler
İklim krizi nedeniyle sular altında kalacak iki şehrimiz

İspanya'daki Bask İklim Değişikliği Merkezi’nin bilim adamları, Frontiers in Marine Science adlı dergide, gelecekteki iklim değişikliği senaryoları kapsamında ekonomi maliyetlerini, aralarında Rotterdam, Dublin, Glasgow, St Petersburg, İstanbul, Barselona, Londra ve Kopenhag olmak üzere 19 büyük Avrupa kentine modellemeye çalıştıklarını bildirdi.

1980'den bu yana okyanus seviyeleri 20 cm artmıştır ve bu yüzyılda yıllık artış hızı 1.7 mm'den 2.9 mm'ye yükselmiştir.
Ancak her şehir benzersizdir ve risk hesaplamaları, ortalama deniz seviyesinin yükselmesi dışındaki faktörler tarafından yatıştırılmıştır.

Böylece bilim adamları en kötü durum senaryolarına göre yola çıktılar ve seçtikleri 19 şehrin deniz seviyesi değişimlerini 2030, 2050 ve 2100 yılları için tahmin ettiler: Örneğin, Atina için deniz seviyesinin 2030'a kadar 14 cm artacağını, 2050 yılına kadar iki katına çıkarak 28 cm olacağını ve 2100 yılına kadar 67 cm’e ulaşacağını öngördüler.

Araştırmaya göre sular altında kalacak 19 şehirden ikisi İstanbul ve İzmir
İklim krizi nedeniyle sular altında kalacak iki şehrimiz

Aynı denizin kıyılarındaki komşusu İzmir, ilk iki tarihte 23 cm ve 45 cm artabilir ancak 2100 yılına gelindiğinde, İzmir'in deniz seviyesi 120 cm daha yüksek olabilir.

Rotterdam, kıyı iklim hasarı sıralamasındaki liderliği 2030'a kadar sürecek. 2050 yılına gelindiğinde ise Hollanda kenti, kayıpların yedi kat artacağı İstanbul tarafından geçilecek. İstanbul, kıyı iklim hasarına karşı 2100 yılına kadar yılda 10 milyar dolar ödeyebilir.

 

Kaynak: frontiersin

Berlin’de güneş enerjisi zorunlu oldu

“Güneş Yasası” eyalet senatosunda kabul edildi

19 Haziran 2021

Berlin Eyalet Senatosu tarafından 17 Haziran 2021 günü kabul edilen “Güneş Yasası” ile şehirdeki binaların çatılarında güneş enerjisi kurulumu yapılması zorunlu hale geldi.

Berlin Senatosu tarafından yapılan açıklamaya göre[1] 1 Ocak 2023 tarihinde yürürlüğe girecek uygulama ile kullanılabilir alanı 50 metrekarenin üzerinde olan yeni binaların çatılarının güneşten elektrik üretimi için kullanılması zorunlu olacak. Mevcut binalarda da büyük çaplı yenilemeler yapılabilmesi için güneş enerjisi kurulumunun projeye dahil edilmedi gerekecek.

Yasaya göre yeni binalarda brüt alanın %30’luk bölümünün, mevcut binalarda ise net alanın %30’luk bölümünün asgari olarak güneş enerjisi kurulumları için kullanılması gerekecek.

Kurulumların iki daireli apartmanlarda 3 kW, ikiden fazla daireli apartmanlarda 6 kW, konut dışı binalarda ise 6 kW’ın üstünde olması gerekmeyecek.

Bununla birlikte bazı durumlarda muafiyet sağlanacak.

Yasaya göre Anıt Koruma Yasası ile korunan, kurulum yapılmasının teknik olarak imkansız olduğu, çatıların kuzeye dönük olduğu, dış yüzeylerinde fotovoltaik sistem kurulumlarının bulunduğu ve Bina Enerji Yasası kapsamında termal güneş enerjisi sistemleri kurulumu olan binalar zorunluluktan muaf tutulacak.

Yapılacak yatırımlar Yenilenebilir Enerji Yasası kapsamında alım garantileri ile desteklenecek iken Berlin Yönetimi halihazırda güneş enerjisi yatırımlarına 15.300 Avroya kadar destek sağlıyor.

530 bin çatıda 4,4 GW’lık potansiyel var

Fraunhofer ISE Berlin yönetiminin “Güneş Şehri” olma hedefi kapsamında 2019 yılında bir çalışma yapmıştı.

Çalışmanın sonuçlarına göre şehirdeki binaların çatılarında güneş enerjisi kurulumlarını zorunlu kılmak şehrin çatılarında halihazırda 100 MW düzeyinde olan kurulu gücün 4.400 MW’a ulaşmasını ve şehrin elektrik ihtiyacının %25 oranında güneş enerjisinden karşılanmasını sağlayabilir.

Şehirdeki yaklaşık olarak 530 bin civarında olan binalar üzerinde üç boyutlu modellemeler ile yapılan analize göre şehrin güneş enerjisi potansiyelinin %58’lik bölümü konut amaçlı kullanılan binalarda, %32’lik bölümü ticari binalarda, %9’luk bölümü ise kamu binalarında bulunuyor.

Mülkiyet açısından ise potansiyelin %41’lik bölümü bireylere, %48’lik bölümü şirketlere ve %8’lik bölümü de şehir yönetimine tahsis edilebilecek durumda.

 

Su kıtlığı çeken bölgeler Ekvator, Ürdün ve Meksika’da test edilen yeni bir tür güneş enerjisi panelitemiz içme suyu sağlamak için atmosferden nemi çekiyor.

Arizona merkezli startup firması Zero Mass Water tarafından geliştirilen “SOURCE” adlı cihaz içme suyu üretmek için güneş enerjisi kullanıyor. Bu yenilikçi teknoloji içme suyuna erişimi olmayan birçok insan için kaç panel kullanılacağına bağlı olarak dört kişilik bir aile ya da bütün bir hastane için güvenilir, temiz su sağlayabilir.

Bu Güneş Panelleri Havadan İçme Suyu Çekiyor!

Ekvador’un en büyük kenti Guayaquil’de bir aile, bir bardak su için musluğu açtığında, altyapı olmadığı için su akmaz. Bunun yerine, arka bahçesinde kurulan İnovatif Güneş Paneli “SOURCE” (Kaynak) havadaki nemi temiz içme suyuna döndürüyor ve ailenin basit bambu evinin içine gönderiyor.

Startup firması havadan pasif olarak su emen bir malzeme hazırladı. Bir kase şekeri açık bırakırsanız nemlenir, bu hiper verimli malzeme bunun hızlı sürümü. Sonra Güneş Panelinin gücü ile suyu dışarı geri süren bir süreç başlar ve sudan kirletici maddeler çıkarılarak saflaştırmak için buharlaştırılır.

Su, saflaştırıldıktan sonra, mineral, kalsiyum ve magnezyum eklenerek hazır olur. Sonuç hastalıkları ortadan kaldırmaya yardımcı olabilecek sudur.

Zero Mass Water CEO’su Cody Friesen, “Temelde klima kullanan herkes havadan su yapar. Bu sihirli bir şey değil ama biz bunu altyapıdan bağımsız ve gerçekten verimli yapıyoruz. Bu ultra saf su" dedi.

Bu Güneş Panelleri Havadan İçme Suyu Çekiyor!

Yenilikçi Güneş Paneli Source, sadece yoksul insanlara yardımcı olmayacak, suyun kalitesinden endişe duyan insanlar için de alternatif olarak şişe suyu olarak sunulabilir.

Tek bir panel dört kişilik bir aile için içme ve pişirme suyu sağlayabilir ve işletmeler veya hastaneler için de bir çok panel ile ölçeklendirilebilir.

Zero Mass Water Şirketi, Güneş Panellerini Ekvador, Ürdün, Meksika ve ABD'de pilot program olarak kurdu ve önümüzdeki birkaç hafta boyunca daha fazla ülkede kuracak. 

Kaynak: fastcoexist.com ve zeromasswater.com

Yorumlarınız Facebook Sayfamızda Yayınlanmaktadır facebook.com/pamsolarenerji