Dünyada yenilenebilir enerji dönüşümü hız kazanırken, güneş enerjisinin maliyet avantajı dikkat çekici boyutlara ulaştı. University of Surrey tarafından yayımlanan son araştırmaya göre, güneşli ülkelerde bir birim enerji üretim maliyeti 0,023 euro seviyesine kadar geriledi. Çalışma, güneş enerjisinin rüzgâr, kömür ve doğalgaz gibi diğer kaynaklara kıyasla en düşük maliyetli üretim yöntemi haline geldiğini ortaya koydu.
Pamsolar Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Kaplan, küresel verilerin Türkiye açısından da önemli mesajlar içerdiğini söyledi. Kaplan, “Enerji maliyetleri hem sanayi üretimini hem de hane halkı bütçesini doğrudan etkiliyor. Güneş enerjisindeki bu dramatik maliyet düşüşü, Türkiye gibi yüksek güneş potansiyeline sahip ülkeler için büyük bir ekonomik avantaj anlamına geliyor. Artık güneş yalnızca çevreci değil, aynı zamanda en rasyonel yatırım tercihi haline geldi” dedi. Güneş panelleri ile batarya sistemlerinin entegre edilmesi sayesinde üretilen elektriğin depolanabildiğini ve ihtiyaç anında şebekeye verilebildiğini belirten Kaplan, bunun enerji arz güvenliği açısından kritik olduğunu ifade etti. Kaplan, “Eskiden güneş enerjisinin en büyük eleştirisi kesintili üretimdi. Ancak bugün hibrit sistemler sayesinde enerji depolanabiliyor ve talep anında kullanılabiliyor. Bu da güneşi daha güvenilir ve planlanabilir bir kaynak haline getiriyor.” dedi.

Güneş bu günün enerjisidir
Araştırmada öne çıkan bir diğer başlık ise perovskit güneş hücreleri olduğunu hatırlatan Kaplan, “Perovskit teknolojisi sayesinde daha küçük alanlardan daha yüksek verim alınabilecek. Üstelik bu paneller daha ince ve esnek yapıda olduğu için binaların cephelerine, çatılara hatta araç yüzeylerine entegre edilebiliyor. Bu durum büyük arazi ihtiyacını azaltarak çevresel etkileri de minimize ediyor” dedi. Avrupa Birliği’nde 2025 yılının ikinci çeyreğinde yenilenebilir enerjinin payı yüzde 54’e ulaştığına dikkat çeken Kaplan, Avrupa’daki bu dönüşümün Türkiye için de önemli bir referans olduğunu belirterek, “Bir güneş santrali bir yıl gibi kısa bir sürede devreye alınabiliyor. Rüzgâr yatırımları en az beş yıl, nükleer ise on yıl ve üzeri sürede tamamlanıyor. Hızlı kurulum avantajı, enerji arzında esneklik sağlıyor. Ayrıca fosil yakıt ithalatına bağımlılığın azalması cari açık üzerinde de olumlu etki yaratacaktır. Enerji bağımsızlığı, ekonomik bağımsızlığın temelidir. Güneş enerjisi yatırımları artırıldıkça hem çevresel sürdürülebilirlik güçlenecek hem de Türkiye’nin enerji ithalat faturası azalacaktır. Ancak bu sürecin kalıcı olması için uzun vadeli ve istikrarlı politika desteği şarttır. Sonuç olarak, küresel ölçekte maliyetlerin tarihi düşük seviyelere gerilemesi, güneş enerjisini yalnızca çevreci bir alternatif olmaktan çıkarıp ekonomik kalkınmanın stratejik unsurlarından biri haline getiriyor. Güneş artık geleceğin değil, bugünün enerjisidir.” Dedi


